ANNE BABANIN VE AİLE ORTAMININ ÇOCUĞA ETKİLERİ

    Anne babanın ve aile ortamının çocuğun ilk doğduğu andan itibaren devam eden süreç içerisinde çocuğa etkisi büyüktür. Anne babanın kişilik yapıları, eğitim durumları, meslekleri, zeka düzeyleri, bedensel ve ruhsal hastalıkları, psiko-sosyal durumları, sosyokültürel statüleri, yetişme tarzları ve kendi anne babalarından gördükleri muamele, çocuğa yaklaşım tarzları, çocuk için ayırdıkları vakit vb. durumlar, çocuğu birinci planda etkiler. 
    Olumsuz mesajların ve iletişimin ailenin her bireyine, özellikle çocuklara etkisi çok fazladır. İdeal davranış ve ideal aile ortamı çocuğun sağlıklı bedensel ve ruhsal gelişmesini sağlayacaktır. Aksi takdirde aile fonksiyonelliğindeki arızalar çocuklarda ve aile bireylerinde psikiyatrik rahatsızlıklar şeklinde kendini gösterecektir. Çocukların genel. durumu aileden, çevre ve toplumdan kesinlikle etkilenecektir. Sağlıklı bireyler yetişmesi için fonksiyonel ailelere ihtiyaç vardır. Hayatın temel kurallarından bir tanesi de etki tepki prensibidir. İyi veya kötü her etki o çeşitten bir tepki veya belirti olarak ortaya çıkacaktır.
    Etki - Tepki Örnekleri :
 Etki – 1     : Çocuğu sevmek, değer vermek, kabul edip onaylamak, ailede güven ortamı oluşturmak, sevdiğini ve kabullendiğini söz ve
       davranış olarak aktarmak, yeri geldiğinde sabırlı ve ilgili olmak
Tepki - 1: Normal gelişim, kendine güven, insana ve topluma sevgi, başarılı bir sosyal adaptasyon
Etki - 2     : Çocuğu kabullenmemek, açıkça istememek, bu durumu yeri geldiğinde söz ve davranışlar ile belli etmek, bazı         
                 gereksinimleri  (sevgi, bakım, gelişime ait, vb.) ihmal etmek
Tepki -2 : Kendine, aileye ve topluma güvensizlik, sınırlı duygusal yapı, yalnızlığa ve suça eğilimli olma, aynı patolojik davranışı
toplum içerisinde sergileme
Etki -  3 : Çok aşın titiz olma, aşın kıyaslama, sık sık eleştirilerde bulunma, hep daha iyisini isteme, başarılardan tatmin olmama           
ve onaylamama, uyumsuzluk içinde olma, kendini ifade etmesine izin vermeme
Tepki - 3: Çekingen, kararsız, başkaları tarafından yargılanma korkusu içinde bulunma, kendine güvensiz olma, kabiliyetleri ve
becerileri olmasına karşın onları ortaya koyamama
Etki  - 4 : Çok aşın müdahaleci, çok aşın koruyucu, kollayıcı olma, çocuğun kendini ortaya koymasına izin vermeme, çocuğun yerine
bazı görevleri üstlenme, ona olduğu yaştan daha küçükmüş gibi muamelede bulunma, sınırlan aşın gevşetme, aşırı şımartma, kuralsızlık
Tepki – 4 : Kabiliyet ve becerileri gelişmemiş, sosyal gelişimi yetersiz, devamlı talepkar, başkalarına bağımlı, beklenen olgunluğa
ulaşamamış, çok çabuk karşı gelme, sosyal çevresine adaptasyon da zorlanma, engellenmeye tahammülsüz olma

ANNE BABALARIN YAYGIN TUTUMLARI VE BU TUTUMLARIN
ÇOCUKLARIN KİŞİLİK GELİŞİMLERİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ

ŞİDDETLİ RET EDİCİ ANNE BABA TUTUMU
    Şiddetli ret edici tutumu olan ailelerde çocuğa karşı düşmanmış gibi davranılır. Şefkat, sevgi, sıcaklık verilmez. Bazen sadece anne bazen de sadece baba çocuğu ret eder. Ama genelde aile içinde çocuğa soğuk davranılır.
    Beğenilmez ve devamlı her yaptığı eleştirilir. çocuğun eksik ve yanlış davranışları araştırılır. Çocuğun iyi yönleri değil de devamlı kötü yönleri su yüzüne çıkarılır. Her türlü angarya bu çocuğa yıkılır. Bazen diğer çocuklar da bu muameleden nasiplerini almaktadırlar. Ama genel de günah keçisi olarak bir çocuk seçilir. Aile içi yaşam gerilim, çatışma ve kavgalarla doludur.
    Anne baba çocuğu anlamamakta ve onu diktatörce yönetmeye çalışmaktadır.
    Yukarıda sayılan bu anne baba davranışlarının çok farklı sebepleri vardır. Çocuk evlilik dışı, istenmeyen bir bebek olabilir. Henüz anne baba bir çocuklarının olmalarına kendilerini, madden ve manen hazır hissetmiyor olabilirler.Çocukta bedensel ve ruhsal açıdan bir engel veya özür olabilir. Anne baba hayal kırıklığı ve suçluluk hissediyor ve suçu direk çocuğa yüklüyor olabilirler. Anne ya da baba çocuğa aşırı düşkünlük gösterip eşini ihmal ediyor olabilir. İhmal edildiğini düşünen eş çocuğu kendisine rakip olarak görebilir. Çocuğu kıskanabilir. Bu nedenle çocuğa karşı düşmanca davranabilir. Ayrıca çalışan bir anneyse çocuk bir müddet annenin çalışmasına engel olacak ve ilerlemesini durduracaktır. Bazen de çocuğun aile üyelerine benzemiyor olması veya anne babanın sevmediği bir ferde benziyor olması gibi daha bir çok farklı sebep anne babanın çocuğu ret etmesine neden olabilir. Ama bunlar sadece bahanedir. Hiçbir bahane çocuğu ret etme konusunda kabul edilir olamaz. 
    Şiddetli ret edici ailelerde çocuk horlanıldığı gibi istenilmediği de açık ve net  olarak çocuğa belirtilir. Çocuk ele geçen ilk fırsatta aileden uzaklaştırılmaya çalışılır. Büyükanne, büyükbaba gibi aile büyüklerinin yanına gönderilir. Veya çok küçük yaşta çalıştırılmaya başlanılır:

ŞİDDETLİ RET EDİCİ ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
    Şiddetli ret edici aile ortamında yetişen çocuklar yardım duygusundan uzaktır. Psikopat eğilimlidirler. Sinirli, agresif  bir yapıları vardır. Duygusal kırgınlıkları sıklıkla yaşarlar. Hayvanlara ve özellikle kendilerinden küçük insanlara karşı düşmanca davranırlar.
    Sevgiye en çok muhtaç olduğu zamanlarda ret edildiği, horlandığı için çocuğun ruhu derinden yara alır. Şiddetli bir şok geçirebilirler. Bu tür ailelerde yetişen çocuklar çeşitli psikolojik bozukluklara ve intihara yatkındırlar. Çocuk kötü muameleye maruz kalmamak için anne ve babaya karşı edilgen, uysal ve erdemli olmaktadır. Çünkü direnecek gücü yoktur. Fakat içten içe anne babaya karşı düşmanlık duygulan gelişmektedir. Çocuk korkaktır. Hayal kırıklığına uğramıştır. Çünkü çevresindeki diğer anne babaların
çocuklarına nasıl davrandıklarını görmektedir. Hiçbir zaman kendisine ait bir güven duygusu geliştiremeyecektir. Güven duygusunu
oluşturacak ortamdan her zaman yoksun kalmıştır. En yakınları dahi kendisiyle ilgilenmemiştir. ileriki dönemlerde inatçılık, hırçınlık, uyumsuzluk, çete ele başlığı, ve çetelere üye olma, yasa dışı eylemlerde bulunma, depresyon, nevrozlar ve intihar eğilimleri görülebilir. Kendi dışındaki insanlarla yeterli iletişimi kuramadığı için saldırganlığını kendisine yöneltmektedir. Şiddetli ve aşın bastırılmış duygular nedeniyle dengesiz bir kişilik sergilemektedirler.

KAYITSIZ VE PASİF ANNE BABA TUTUMU
    Pasif ve kayıtsız ebeveyn, çocuğun davranışları karşısında "ilgisiz ve kayıtsız' davranışlar sergileyen anne babadır. Onlar için çocuğun varlığı ve yokluğu belli değildir. Bu gruba giren anne babalar hoşgörü ile boş vermeyi birbirine karıştırmaktadırlar. 
    Çocuk anne babayı rahatsız etmediği müddetçe, görünürde çocukla ilgili pek bir problem yoktur. Anne babaların kişilik yapıları değişkendir. Rahat, sessiz, vurdumduymaz pasif oldukları gibi saldırgan da olabilirler.
Bazı anne babalarsa çocuğa karşı kayıtsız kalmanın ona ilgi ve sevgi vermemenin doğru olduğunu düşünmektedirler.Yıllar sonra yaptıkları hatanın farkına varırlar ve bu hatayı telafi edebilmek için “ Oğlumla / Kızımla yaşayamadım, bari bunları torunlarımla yaşayayım”   düşüncesiyle torunlarına karşı aşırı sevgi gösterisinde bulunurlar. Torunlarının sevgilerini kazanmak için rüşvet verirler. Çocuklarının koydukları kurallarda hafif delikler açarlar ve torunlar için sığınılacak bir liman gibi olurlar. Ama tüm bu telafi çalışmaları çocukların geçmişte alamadıkları sevgiyi onlara geri vermez. Ülkemizde bazı bölgelerde hala geçerli olan bir geleneğimiz vardır. “ Büyüklerin yanında çocuk sevilmez, öpülmez, kucaklanmaz hatta öyledir ki, çocuk ağlıyor olsa dahi büyüklerden izin alınmadığı müddetçe çocuğa bakılmaz. ” Nedir bu geleneğin mantığı ?... 
    Kayıtsız, pasif ve ilgisiz anne babaların tutumlarının çeşitli nedenleri şunlar olabilir :
    Çalışma hayatının yoğun temposu nedeniyle anne babalarda oluşan aşın yorgunluk ve çocuklara ayırabilecek zamanın çok sınırlı olması, ayrılan zamanın da etin kullanılmayışı, çocuk bakımını annenin dışındaki büyükanne veya büyükbabanın üstlenmesi, evde bakıcının bulunması ve bunların çocuğu anne babayla paylaşmak istememeleri, çocuğun her işinin bu kişiler tarafından yapılıyor olması, çocukla paylaşımın az olması, çocuktan uzak yaşanılıyor olması, anne baba olmak için fiziksel. ruhsal ve bedensel açıdan hazır bulunuşluk seviyesinde bulunulmaması. anne babanın aralarındaki problemlerle çok fazla haşır neşir olmaları ve bu problem yumağında çocuğu yok saymaları. çok fazla çocuğa sahip olunduğu için gerekli ilginin gösterilmemesi gibi daha bir çok nedenler sayılabilir. Ama hangisi çocuğunuzu kaybetmeniz için geçerli neden olabilir?
DEĞİŞİM İÇİN BİR BAŞLANGIÇ YAPMANIN ZAMANIDIR.     NEDEN BUGÜN OLMASIN ?
KAYBEDEBİLECEĞİNİZ  HİÇ BİR ŞEY YOK.        AMA KAZANACAĞINIZ ÇOK ŞEY VAR.
ÇOCUKLARIMIZ...

KAYITSIZ VE PASİF ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
    Kayıtsız, ilgisiz ve pasif anne baba tutumuna maruz kalan çocuklar kendilerine yöneltilen ilgisizliğe karşı savaşmaktadırlar. İhmal edilmiş bir kimse olarak, anne babanın ilgisini çekmek için çoğu zaman kötü davranışlar sergilerler. Çünkü uslu duran, problem çıkarmayan çocukla çoğunlukla kimse ilgilenmez. “Anne babamın ilgisini çekmek istiyorsam yaramazlık yapmalıyım. Uslu durduğumda benimle ilgilenmiyorlar. Küçük de olsa yaramazlık yapınca evde ilgi noktası ben oluyorum”  düşüncesi çocukta yerleşir. Çocuğun ceza alması dahi kısa bir müddet için var olduğunu hissettirdiğinden, ceza ödül durumuna geçmektedir. Çocuklar agresif, saldırgan ve suça yönelik davranışlar gösterebilirler. Çünkü anne baba çocuğun olumlu değil de olumsuz davranışlarını pekiştirmektedir. Davranışı değiştirmek istiyorsanız önce olumlu olanları pekiştirin, çocukla iyi bir iletişim kurduktan sonra çocuğun olumsuz davranışlarına yönelin. Önce kolaylıkla düzeltebileceğiniz davranışlardan başlayın. İlerleme kaydettikçe çocuğa manevi ödüller vermeyi unutmayın. İlgisiz bir ailede büyüyen çocuğun tek amacı birazcık şefkat alabilmek, dikkat çekmek ve varlığını ispatlayabilmektir. Daha ileriki yıllarda ev ortamında bulamadığı ilgi ve sevgiyi dışarıda arayacaktır. Ufakta olsa sevgi mesajını farklı yorumlayacak ve sığınılacak bir liman arayacaktır.
Çocuk büyüdükçe aile ile çatışmaları artacak, aileden intikam alma yollarını arayacaktır. Yaşı ilerledikçe aileden uzaklaşacaktır. Anne babanın ilgiye bakıma muhtaç olduğu zamanlarda onların yanında olmayacaktır. Çünkü kendisinin ilgiye sevgiye ihtiyacı olduğu zamanlarda anne baba tarafından bu ilgi ve sevgi ondan esirgenmiştir.

BASKICI , OTORİTER , KATl VE SIKI ANNE BABA TUTUMU
    Çocuğunu, kendi ideallerinde yaşattığı kalıplara uygun küçük bir yetişkin yapma çabasıyla, yola çıkan anne: babaların çoğunlukla katı, baskıcı ve hoşgörüsüz bir tutum içinde olduklarını görürüz. çocuğumuz bizden yaşça, bedence ve ruhça küçük olabilir; fakat bu çocuğumuzun bizim bir model küçüğümüz olması anlamına gelmez. Hatalar yapması kadar doğal olabilecek ne olabilir ki ? Katı, baskıcı eğitim tarzını benimseyen ailelerdeki bu şanssız çocukların hiçbir zaman çocukluğunu yaşama fırsatları olmaz.
    Anne babanın gözleri sürekli bu çocukların üzerindedir. Davranışlarında oturuşlarında, kalkışlarında, konuşmalarında, gülmesinde, yemesinde, içmesinde kısaca çocuğun yaptığı her türlü harekette bir kusur bir yanlış arayıp dururlar. Sürekli kusur aradıkları içinde çocuk devamlı tetik altındadır. Streslidir. “Acaba yine mi hata yaptım? Yoksa yaptığım yanlış mı ? Annem babam bunu duyarsa ne der ?” Kaygısını çocuk devamlı yaşar. Devamlı tedirgin olduğu içinde (çocuk bu durumdayken), anne baba hata bulmakta hiç de zorlanmazlar. Böylece çocuğu kendi istedikleri kalıba sığdırmak için devamlı zorlayıp dururlar. Yaptırım gücü anne babadadır. Onlar devamlı haklı kısımdadırlar. Anne baba isteklerinden en ufak bir ödün vermek istemezler. Çocuğu anlama çabasını hiç göstermezler. Belki sonuçta çocuğun aileye gösterdiği direnç kırılır ve ailenin istediği kılıfa, kalıba zor da olsa çocuk girer. Aile istediği gibi uzaktan kumandalı bir çocuğa sahip olur. Ama geriye çocuktan çok fazla bir şey kalmaz. Anne baba başarıya ulaşmıştır. Ama silik kişilikli bir çocukları olmuştur...
    Baskıcı, otoriter, katı, sıkı ailenin verdiği eğitimde ceza her zaman ön plandadır. Ayrıca çocuğun işlediği suçla ceza orantılı değildir. Genelde "Ona iyi bir ders olsun, bir daha ömür boyu bu hatayı yapmasın, diğer çocuklara da örnek olsun." düşüncesinden yola çıkılarak çocuğa verilen cezalar çok ağır olur.

BASKICI , OTORİTER , KATl VE SIKI ANNE BABA TUTUMUNUN
ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
    Anne babanın çocuğu sürekli eleştiriyor olması çocuğu çekingen yapar. Çocuk attığı her adımda yanlış yapma korkusu içindedir. Duygularına ve isteklerine önem verilmediğini görerek, bunları içinde tutmaya çalışır. Duygu ve düşüncelerini içine atarak onları bastırır. Çocukla anne baba arasındaki iletişim daima yüksek gerilim hattı gibidir.
    Çoğu kez çocuk kendisinden bekleneni ailesine veremez. Bütün bu yaptırımlar, zorlamalar çocuğu kıskaç gibi sıkar. Kurtulmak için çeşitli çareler aramasına neden olur. Çocuğun her çare arama girişimi çoğu kez ailenin yeni ve daha ağır baskılarıyla cevap bulur. Yeni çareler...yeni cezalar... yeni azarlar... daha da şiddetlenerek artmaktadır. Bütün bunların sonunda çocuk kendi iç dengesini yitirir. Ya tümüyle çığırından çıkar ve ele avuca sığmaz ya da tamamen renksiz, kişiliksiz, varlığı yokluğu belli olmayan birisi haline gelir. Çekingendir. Başkasının etkisinde kolaylıkla kalabilir. Kim nereye çekerse o tarafa yönelir.Çünkü artık kendisine ait bir şey kalmamıştır. İnsanlar tarafından kolay kandırılır, kullanılır. Aşırı hassas, kırılgan ve hastalıklı bir kişilik yapısı görülebilir. Aşağılık duygulan gelişmiştir.

DENGESİZ ,  KARARSIZ  VE  TUTARSIZ  ANNE  BABA TUTUMU
    Çocuk eğitiminde tutarsızlık çok yönlüdür. Çocuğun belli bir davranışının kimi zaman hoş görülmesi kimi zamanda aynı davranış yüzünden ceza alması çocukta cezanın anlamı ve suçun niteliği hakkında kuşkular uyanmasına neden olur. Acaba çocuğun bu davranışı anne babanın belirli bir anında, örneğin işten yorgun argın geldiklerinde, sinirli olduklarında veya evde misafir olduğunda mı yanlıştır ? Sakıncalıdır  ? Yoksa her zaman mı sakıncalı ve uygun değildir ?
    Anne baba arasındaki tutarsız olan eğitim görüşleri de önemlidir. Annenin ak dediğine baba kara diyor mu ? Anneden evet cevabı gelirken baba kesinlikle olmaz diyor mu ? Çocuğun yaptığı bir davranış anne tarafından hoş görülüyor, baba tarafından cezalandırılıyorsa, çocuk "Bu hareketi annemin yanında rahatlıkla yapabilirim. Ama babamın yanında yapmamalıyım." demektedir. Bu da çocuğu “ Her türlü davranışı yapabilirsin yeter ki yerini ve zamanını bil.” anlayışına götürebilir. 
    Unutulmamalıdır ki çocuklar çok iyi gözlemcidirler. En iyi gözlemledikleri kişilerse anne baba olarak bizleriz. Bu etkili gözlemleri sonucunda çocuk anneyi ve babayı nasıl kullanabileceğini, onlardan nasıl yararlanabileceğini çok çabuk öğrenir.
    Anne baba mutlaka aynı eğitim görüşüne sahip olmalıdır. Baba çocuğa bir suç işlemesi sonucunda ceza verdiğinde anne hemen "annelik şefkat duygularını kabartarak" çocuğu kucaklayıp sevmemelidir. Aldığı cezanın niteliği, hangi davranışın sonunda aldığı, çocuğa mutlaka açıklanmalıdır ki çocuk bir daha aynı davranışı tekrarlamasın.
    Anne ve babaların çocuklar arasındaki tutarsız ve ayırımcı davranışlarından bir başkası ise kız erkek çocuk ayrımıdır.
    Çocuğa verilen eğitim türünde de tutarsızlık görülmektedir. Anne babalar çocuklarına karşı bazen çok hoşgörülü, bazen katı, bazen demokratik bazen de vurdumduymaz davranabilmektedirler. Bu durumda çocuğun kafası oldukça karışmaktadır.
     İlk çocuğu yetiştirirken daha otoriter, kuralcı olurken, ortanca çocuklara biraz daha esnek davranılmakta, küçük çocuklar da ise daha sevecen ve hoşgörülü olunmaktadır. Anne babaların küçük çocukları daha fazla korudukları, büyük çocuklara ise erken yaşta fazla sorumluluk yüklenildiği de diğer bir gerçektir.
    " Çocuklara boyun eğme de" anne babanın yaptığı diğer bir eğitim hatasıdır. Anne baba, çocuğun eve hakim ve hükmeden kişi olduğunu kabul etmiştirler.Aman ağlamasın. Hasta olmasın. O tek çocuğumuz onun istediğini yapacağız." gibi düşüncelerden yola çıkan anne babalar bir müddet sonra çocuğu hiçbir şekilde frenleyemez hale gelirler. Çocuk ev içinde ve ev dışında da her zaman kendi dediğinin olmasını ister. Anne babaya dediklerini yaptırmaya çalışır.

DENGESİZ , KARARSIZ VE TUTARSIZ ANNE BABA TUTUMUNUN
ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
    Çocuk hangi davranışın nerede ve ne zaman yapılmayacağını kestiremez. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bilemez. Ayrıca çocuk yaptığı davranışın doğru olup olmamasından daha çok "Ne zaman ne yaparsam cezadan kurtulabilirim?" düşüncesiyle ilgilenir. “Her şeyi  yap ama cezadan nasıl kurtulabileceğini bul.” tekniğini geliştirir.
    Çocuk kendini kanıtlamak ve dikkatleri üzerine çekmek için ürkek, yumuşak huylu, ılımlı, söz dinleyen bir çocuk olmak ya da kendi benliğini ve bağımsızlığını göstermek için kavgacı, asabi, çabuk kırılıp öfkelenen, tepkisel bir kişilik yapısı geliştirebilir. Dengesiz, tutarsız ve kararsız anne baba tutumu çocuğun kişilik gelişimini baltalar. Çünkü çocuk her zaman “ Neyi, nerede, ne zaman ve nasıl yapmalıyım? ” sorularıyla o kadar meşgul olur ki o yapmaya kalkana kadar başkaları çoktan eyleme geçmiş olur. Çocuk kendi kişilik gelişimini sağlamak için oldukça uzun zaman ve emek harcar; ama asla istenilen sonuca ulaşamaz.

ABARTILMIŞ SEVGİ VE AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA TUTUMU
     Tek çocuk, ilk çocuk, tek erkek veya kız çocuk, en küçük çocuk, sonradan kavuşulan geniş bir sülalenin tek erkek çocuğu olan çocuklar genellikle abartılmış sevginin odak noktası olurlar. EI bebek gül bebek büyütülürler. Aile tarafından çocuğun her çağrısına cevap verilir. Bir kral gibi her dediği anında yerine getirilmeye çalışılır. Bu tür çocukların üzerlerine titrenir. Ağlamasın, üşümesin, terlemesin hasta olmasın, yorulup incinmesin, mikrop kapmasın diye aile üyeleri ellerinden gelen tüm gayreti gösterir. Abartılmış sevgi ve aşırı koruyuculuk daha çok anne çocuk ilişkisinde ortaya çıkmaktadır. Aşırı koruyucu anne baba çocuğuyla öyle bütünleşir ki onun büyüdüğünü ve olgunlaşabileceğini asla kabul etmek istemez.
    Çocuğun  kıyafetlerini anne baba seçer. Çocuğa evde seçim konusunda pek söz hakkı verilmez.
Aşırı koruyucu ve abartılı sevgisi olan anne babalar çocuklarına derin duygusal bağla bağlıdırlar. Anne baba çocukları için sebepsiz yere aşın kaygı içindedirler. Bu kaygı da onları çocuklarını aşırı korumaya yönlendirir. Çocuğu mutlu edemeyeceklerini düşündükleri için hep endişelidirler. Çocuğa karşı boğucu şefkat gösterirler.
    Bu tür ailelerde çocuğa doğal yaşam hakkı verilmez. Çocuğun yanlışları anne baba tarafından görülmek istenmez, yanlışları ise bertaraf edilmeye çalışılır. Anne baba çocuğa yaptırmak istedikleri bir davranış için duygu sömürüsü (yemedim yedirdim, giymedim sana giydirdim, gençliği mi sana feda ettim...)  yöntemi kullanırlar.
    Aşırı bağımlı bir çocuk kendine ait bir kişilik yapısı geliştirmekte çok zorlanır. çocuğun kendi seçimlerinin olmasına, arkadaşlarının davetlerine katılmasına ve onları davet etmesine, psiko-sosyal gelişiminin tamamlanmasına sevgi ve koruyuculukta ölçülü davranarak onlara yardımcı olmalıyız.

ABARTILMIŞ SEVGİ VE AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA TUTUMUNUN
ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
    Aşırı koruyucu ve abartılmış sevgi ile büyütülen çocuklar hayata ve sosyal yaşama gereğince hazırlanamazlar. Hayattan edinmeleri gereken deneyimleri edinmeden hayatla karşı karşıya kaldıklarında hayata uyum sağlamakta güçlük çekmektedirler. Ailenin sıcak kucağından ayrılmak istemezler. Beceriksiz, çekingen ve sakar görünürler. Atılım ve başarma gücünden, kendilerini kabul ettirme istek ve yeteneğinden yoksundurlar. İçlerindeki cevher kolay kolay su yüzüne çıkmaz. Çoğunlukla başarısız ve mutsuz olurlar. Toplumsal yaşam bir kavga ve bir güç yarışıdır. Çocuk bu yarışta baştan yenilgiyi kabul eder. Çocukta yarışma isteği dahi görülmez. Aileden uzak yaşamak çocuk için oldukça acıdır.
    Ailenin aşırı hoşgörüsü ve çocuğa olan düşkünlüğü çocuğu bencil yapar. Çocuk dünyanın merkezi olarak kendisini görür. Daima dikkat çekmeye ve etrafındaki kişileri kendi emri altında tutup, hizmet ettirmeye çalışır. Çok zayıf bir sosyal uyumu vardır. Arkadaş çevrelerinde lider olmadığı zamanla dışlanırlar. Çocuk kendini topluma kabul ettirmek için zaman zaman isyankar davranışlar sergileyebilirler.
    Çocuk ailesine olan bağımlılığını dış çevreye de genelleyebilir. Onu himayesi altına alabilecek herkese karşı bağımlı olmaya başlar. Yaşamı boyunca bu böyle devam eder. Ailesinden gördüğü sevgi ve himayeyi eşinden de bekler. Hiç büyümeyen "Yetişkin-çocuk" olarak kalırlar.
    Anne baba olarak çocuğa doğal yaşam fırsatını vermeliyiz. Psiko-sosyal gelişimi için yardımcı olmalıyız. Gelecekte girişimci, sosyal ve olgun bir kişi olması için imkanları sağlamalıyız. Çocuklar hayatları boyunca kendi ayaklan üzerinde kendileri durabilmelidirler. Anne baba olarak bizim görevimiz çocuklarımıza iyi örnek olarak rehberlik etmek ve kendi başlarına sağlıklı, mutlu bir hayat sürmeleri için gerekli imkanları sağlamak ve eğitimi verebilmektir.

GEVŞEK ANNE - BABA TUTUMU
     Gevşek anne baba tutumunda anne babanın çocuğa egemen olma ve onun üzerinde baskı kurma eğilimi yerine, çocuğun başına buyruk yetişmesi, dilediğince davranması ve çocuğun üzerinde aile denetiminin olmaması vardır.
    Çocuğun aşın hareket ve davranış serbestliği vardır. Kendine ve çevresine zarar verebilecek davranışlar da bile etkili denetimden uzaktır. Müdahale kabul edilmez. “ Bırak karışma! Neyin doğru neyin yanlış olduğunu kendisi bulsun. Yaşayarak öğrensin. ” mantığı ailelerde söz konusudur. çocuğa neyi yapması veya neyi yapmaması konusunda bilgi verilmez.
    Çocuğa hiçbir zaman kesin kurallar belirtilmez. Aile, çocuğun davranışları canlarını çok sıktığı zamanlar da (ara sıra da olsa) sert çıkışlarda bulunurlar. Ceza verirler, çocuğu kısıtlandırırlar ve göz dağı verirler. Fakat bunların hiçbirinde caydırıcılık söz konusu değildir. çocuğa ceza verilir ama nedeni açıklanmaz. Suçunu kendisi bilsin, denilir.
    Aile içinde çocuğa sayısız haklar tanınmıştır. Ancak çocuğun nerede duracağı kesinlikle belirlenmemiştir. Kuralları uygulama ve denetleme düzensizdir. Anne baba çocuğun yanlış davranışlarını görmekte ama “ İyi bir eğitim baskıcı değil, özgür olmalıdır. ” düşüncesi ağırlıkta olduğu için çocuğa sınırsız özgürlük tanımaktadırlar. “ Benim çocuğum ideal davranışlara sahip olmalı. ” demekte ve çocuğa küçük de olsa baskı yapmamaktadırlar. Anne baba çocuğun davranışlarına karışmamakta yalnız büyük bir problem olduğunda varlıklarını hissettirmektedirler.
    Çocuk merkezli bu tür ailelerden gelen, her isteklerini yaptırmayı alışkanlık haline getiren, kural tanımayan bu tür çocuklar okullardaki kurallarla karşı karşıya kalınca hayal kırıklığına uğramaktadırlar. Okula ve arkadaş çevresine uyum sağlamakta zorluk çekmektedirler.
    Gevşek anne baba tutumunda yetişen çocuklar bir müddet sonra anne babalarını denetim altına alırlar. Şımarık olurlar. Çocukluklar da her ortamda istediklerini elde ettikleri için doyumsuzdurlar.
    Unutulmamalıdır! Her çocuk önceleri küçüktür. Ama yıllar geçtikçe büyümektedir. Anne babanın verdiği eğitim doğrultusunda toplum içinde iyi veya kötü bir yere sahip olacaktır. Onları eğitirken dikkatli olalım.

GEVŞEK ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
    Gevşek aile yapısında büyüyen çocuk ailede tek inisiyatif sahibi olan kişidir. Aile bireyleri çocuğun isteklerine kayıtsız şartsız uydukları için çocuk genelleme yapar. "Annem, babam, halam, dedem... komşular her dediğimi yapıyor. Demek herkese her istediğimi yaptırabilirim." düşüncesi çocukta hakim olur. Fakat dış çevreye çıktığında işlerin hiç de evdekine benzemediğini görünce çocuk hayal kırıklığına uğrar. Gevşek aile tutumunda sınır yoktur.
    Bu tür ailelerde yetişen çocuklar bencil. sorumsuz, çabuk kızan, darılan, kırılgan, her dediğinin anında olmasını isteyen, sabırsız, şımarık, zor sosyalleşen, antisosyal davranış özellikleri gösterebilirler. Ayrıca kendilerine olduklarından daha fazla değer verirler. Gururlu, kibirli, kendini beğenen bir kişilik özelliği de sergileyebilirler. Başkaları üzerinde etkili ve kuvvetli olduklarından emindirler. Bu tür çocuklar sosyal ortama girdiğinde ve her dediğinin olmadığını görünce hayal kırıklığına uğrar ve kendi iç kabuğuna çekilirler.
Bazen de yaratıcı ve bağımsız olabilirler. Bu özelliklerini iyi yönlerde kullanabilirler. Çocuk anneye babaya karış tehditkardır. "Dediğimi yapmazsanız evden kaçarım gibi tehditlerde bulunur. Dediği olmayınca da çoğunlukla tehditlerini uygulamaya koyar. Ailenin ilgisini çekmek için bazen çok çılgın davranışlarda da bulunabilir. Ben merkezli bir kişilik geliştirir.

AMAÇSIZ HOŞGÖRÜLÜ ANNE BABA TUTUMU
    Anne babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları çocukların bazı kısıtlamalar dışında, arzularını, diledikleri biçimde gerçekleştirebilmelerine izin vermeleri anlamına gelmektedir. Düzeyli hoşgörü sahibi olan anne babaların çocukları evlerine yönelik olumlu bireyler olurlar. Hoşgörü normal düzeyde ise, çocuk kendine güvenen, yaratıcı ve toplumsal birey olarak karşımıza çıkar.
    Amaçsız hoşgörüde ise yukarıda anlatmaya çalıştıklarımdan biraz farklıdır. Anne baba ev içinde ve dışında çocuğunu kendilerini rahatsız etmemesi şartıyla, çocuğun tüm davranışlarında serbest bırakır. Çocuk bir müddet sonra "Anne babayı rahatsız etmezsem, her şeyi yapabilirim." demeye başlar.
    Böyle anne babalar hoşgörülü tutumlarından kolay kolay ayrılmak istemezler. Çünkü çocuğu en kolay metotla büyütmektedirler.

AMAÇSIZ HOŞGÖRÜLÜ ANNE BABA TUTUMUNUN
ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
    Seviyeli hoşgörülü bir ailede yetişen çocuğun kişiliği olumlu olarak etkilenir. Baskıdan uzak olması nedeniyle daha yaratıcı ve kendinden emindir.
    Amaçsız hoşgörülü aile ortamında yetişen çocuk boşlukta gibidir. Başka çocukların ve toplumun içine girdiği zaman çekingenlik, ürkeklik göstermekte grup içinde etkin rol alamamakta, grubun önemsiz işlerini yapmaya eğilim göstermekte, dolayısı ile güvensizlik içinde ve endişeli olmaktadır. Çünkü evin dışındaki kurallar, ev kuralları ile çok farklıdır. Evde tek kural vardır: "Anne
babayı kızdırma!"
    Topluma dahil olabilmek için kavgacılığı, hırçınlığı, agresifliği, kırcılığı geliştirebilir. iletişimi bu olumsuz özelliklerle kurmak isteyebilir. Grubun lideri olup yönlendirmek isteyebilir. Grubun onayını kazanmak için yasa dışı işler yapabilir. Böylece ana babalarından yeterli ilgiyi görmeyen ama serbestliği olan çocuklar ya edilgen ya da etken olarak arkadaşlarından onay almaya ve ilgi görmeye çalışırlar.
MÜKEMMELLİYETÇİ ANNE BABA TUTUMU
    Mükemmelliyetçi anne baba her şeyin en iyisini çocuğundan bekler. Kendi yaşayamadığı hayatı çocuklarının yaşamasını ister. Mükemmelliyetçi anne babanın çocuğu sınıfın birincisi ve hatta okulun birincisi olmalıdır. Ayrıca çok iyi resim yapmalı, şarkı söylemeli, iyi konuşmalı, lider olmalı, iyi yüzmeli, koşmalı herkesin parmak la göstereceği örnek davranışlar sergileyen çocuk olmalıdır. Hayır! Böyle ailelerde çocuk asla çocuk olmaz. Çocukluğunu yaşayamaz.
    Bu tutumda olan anne babalar çocuğu olduğu gibi kabul etmez. Onun her zaman bir numara olmasını isterler. Bilgi yönünden iyi yetişmiş olmasını istediği gibi bedensel, zihinsel yönden gelişmesi için özel eğitime tabii tutarlar. çocuğun eksik olduğu kısımlar var ise özel derslerle bu yönü telafi etmeye çalışırlar. çocuğun kaldırabileceğinden çok daha fazlası ona yüklenir. çocuğun yanlış yapmaya kesinlikle hakkı yoktur. Anne babaların kuralları ve kalıplan vardır. Çocuklarda bu kurallara uymak zorundadır. 
    Çocuk anne babanın kurallarına ters olan hareketlerde bulunduğunda çocuğa verilen cezalar da katı ve sert olmaktadır. Önce duygusal sömürü demagoji "Saçımı senin için süpürge ettim, hayırsız evlat, ölürsem hakkımı helal etmeyeceğim vs."; eğer bunlar işe yaramazsa fiziksel şiddet uygulanmaktadır. Ve tüm bunlar "çocuğumun iyiliği için" mantığından yola çıkılarak yapılmaktadır.
    Mükemmelliyetçi anne babalar çocuklarından aşın titizlik ve temizlik beklerler. Dört dörtlük insan projesi çocuğa çizilerek "İşte sen böyle olmalısın." denilir. Beklentiler çocuğun kapasitesinin çok üstündedir. Çocuk devamlı onların istedikleri kalıba uymak zorundadır. Evde daha çok askeri eğitim sistemi hakimdir.
    Mükemmelliyetçi anne babalar, çocuklarınıza çocukluklarını yaşama fırsatı verin. Geçen günler özellikle çocukluk günleri bir daha asla geri gelmez. Bırakın çocuklarınızın da neşeyle anlatabilecekleri çocukluk hayatları olsun. Hiç kimse mükemmel olamaz. Hepimizin eksik yönleri mutlaka vardır. Kendi yaşamadığımız hayatı onlardan beklemeyelim.

MÜKEMMELLİYETÇİ ANNE BABA TUTUMUNUN ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
    Mükemmelliyetçi anne baba tutumuyla yetişen çocuklar ağır nörotik gelişim gösterirler. Kişilik ve karakter yapılan genelde çok katıdır. Esneklik görülmez. Onlar için bir şey ya siyahtır ya da beyaz. Hayatlarında gri ve diğer renkler yer almaz. Bir şey veya kimse ya iyidir ya da kötü.
    Çocuk daima bir çatışma içindedir. Kendi doğal iç güdüleri ve ağır kurallar arasında sıkışıp kalmıştır. Sürekli sevgi ve nefret karışımı duygulan aynı anda yaşar.
    Çocuk her işte en iyisi ve en üstünü olmak ister. Fakat her işte istediği seviyeyi yakalamayınca hayal kırıklığına uğrar. Aşağılık duygusu çocukta gelişir. "Bu durumu anne babama nasıl açıklarım?' düşüncesi çocuğu hiç yalnız bırakmaz.
    Anne baba doyumsuz olduğu ve hep daha, hep daha dediği için çocukta da doyumsuzluk yerleşir. Çocuk nerede durması gerektiğini bilemez. Son noktayı onun yerine başkaları koyar.

KABUL EDİCİ , GÜVEN VERİCİ HOŞGORÜLÜ VE  DEMOKRATİK ANNE BABA TUTUMU
    Anne babanın çocuğu kabulü, sevgi ve sevecenlikle ele alması, çocukla ilgilenmesi şeklinde davranışa yansımaktadır. Kabul eden anne baba, çocuğun ilgilerini göz önünde tutarak, onun yeteneklerini geliştirecek ortamı çocuk için hazırlar. Kabul gören çocuk, genellikle sosyalleşmiş, işbirliğine hazır, arkadaş canlısı, duygusal ve sosyal açıdan dengeli ve mutlu bir bireydir.
    Anne baba birbirlerine ve çocuklarına karşı olan duygularında net ve açıktır. Aile içinde güven ve şeffaflık vardır. Aile huzurludur. Problemlerle nasıl baş edebileceklerini birlikte araştırırlar. Bu ortamda yetişen çocuğa kişilik özelliği olarak aynen yansır. 
    Her çocuk kabul edilmek ve yaptığı davranışın sonucunda onaylanmak ister. Büyük veya küçük olsun yaptığı davranışın sonucunu görmek ister. “Aferin, bak ne güzel de yapmışsın, bu konuda oldukça başarılısın.” deyip çocuğun başını okşamak ona dünyaları vermekle eşdeğerdir. Çocuk başardığını ve onaylandığını gördükçe daha fazla başarmak ve daha fazla onay ve övgü almak isteyecektir.
    . Çocuk daha yaratıcı ve daha toplumsal bir birey olarak yetişecektir. Bu tutum içersindeki anne babalar olgun insanlardır. Aileyi ilgilendiren kararlar alınırken çocuğunda fikri alınır. “Daha o çocuk. Bu işten o ne anlar” mantığı bu ailelerde görülmez. Bu tür ailelerde çocuk da bizimle yaşıyor-bu yüzden alacağımız kararlarda onun da söz hakkı olmalıdır, düşüncesi hakimdir. Aile fertlerinin hepsinin eşit söz ve oy hakkı vardır. Çocuğun bir birey olarak ailesini sevip sayan ama bağımsız bir fert olması gerektiği inancı mevcuttur. Çocuğa sevgi ve saygı gösterilir. Çocuğun kendi düşünce ve fikirlerini (ne kadar mantıksız olursa olsun) açıklama fırsatı verilir. Çocuk susmaya değil konuşmaya teşvik edilir.
    Aile her şeyden önce çok iyi rehberdir. çocuğa yol gösterilir ama alacağı kararlar konusunda serbest bırakır. Çocuğun ailede kendine özgü bir yeri vardır. Ailenin diğer üyelerinin istek ve ihtiyaçları, denge içinde karşılanır.
    Böyle bir ailede, evde ve toplumda kabul edilen ve edilmeyen davranışların sınırları bellidir. Çocuk neyi nerede yapacağını veya yapmayacağını bilir. Ev ve toplum kuralları, çocuğa anlatılır. Her şeyden önce anne ve baba iyi bir modeldir. Çocuklarında görmek istemedikleri davranışları kendileri de yapmazlar. Çocuk sınırlar için de özgürdür. Sözleri dinlenir yetişkinler tarafından kendisine değer verildiği ve önemsendiğini çocuk hisseder. Kendine ait bir saygı ve özgüven geliştirir.
    Özellikle çocuğa şiddet ve duygusal yaptırım gücü yerine ona anlatarak ve onu ikna ederek denetlemeyi seçen anne babanın çocukları; anne babaların duygu, düşünce değer ve beklentileri hakkında sebepleri ve sonuçlan konusunda bilgi sahibidirler. Çocuklar buna göre hareket ederler. Evde hangi davranışın sonucunun ne olacağı önceden belirlenmiştir.
    Demokratik ailede yetişen birey, hem davranış seçiminde kendini özgür görebilir, hem de seçimleri hakkında kısıtlanacağından çekinmeden anne ve babasına danışabilecek onlarla fikir alış verişinde bulunabilecek durumdadır. Aile fertleri arasında açık ve net bir iletişim söz konusudur. Duygu ve düşünceler açık kalplikle ifade edilmektedir. Problemler de yine aynı şekilde konuşarak ve ikna edilerek çözüme ulaştırılmaya çalışılır. Çözüm ararken de demokratik yollara baş vurulur.

KABUL EDİCİ, GÜVEN VERİCİ VE DEMOKRATİK ANNE BABA TUTUMUNUN
ÇOCUĞUN KİŞİLİK GELİŞİMİ ÜZERİNDE KALICI ETKİLERİ
    Demokratik ve güven verici bir ortamda yetişen çocuk, kendine ve çevresine saygılı, sınırlan bilen, yaratıcı, aktif, etkin, girişken, yaratıcı ilişkiler kurabilen, kendine karşı fikirlere saygı duyan, kendi inandıklarını sonuna kadar savunabilen, atılgan, fikirlerini serbestçe söyleyebilen ve fikirleri doğrultusunda hareket eden, kişilik ve davranışları açısından dengeli sorumluluk duygulan gelişmiş, kurallara ve otoriteye karşı körü körüne bağlı olmayan, hoşgörülü, açık fikirli, anlaşılır, toplumsal ve uyumlu bir birey olarak yetişir. Böyle özelliklere sahip olan çocuğu kim istemez ki ?

    KARAR SİZİN...     ÇOCUĞUNUZU NASIL YETİŞTİRMEK İSTİYORSUNUZ ?    
Çocuğunuza şimdi uygulamış olduğunuz eğitim tarzının olumlu ve olumsuz yönleri nelerdir?
    Yetiştirdiğiniz bir insan. Dönüşü olmayan hatalar yapmamak için, neler yapmalıyız ? Henüz her şey bitmiş değil. çocuğunuza iyi bir eğitim verebilmek ve her açıdan sağlıklı bireyler yetiştirebilmek, hepimizin amacı. Bu amaç doğrultusunda neler yapabiliriz ?